Article

306 Words2 Pages
Yaşasın antropoloji! 21. yüzyılın yıldız bilimidir… Uzun ve karmaşık açıklamalara gerek yok. Her bireye, her gruba, her etnisiteye, her dine yargılayarak değil, anlamaya çalışarak bakmaktır antropoloji… Bu kadar basit ve bu kadar yalın. Daha da yalın ve basit tanımı şu: İnsanlara ve olaylara ‘neden ve nasıl’ soruları ile yaklaşma çabası. Örneğin bir hırsızı; ‘çalıyor çünkü ihtiyacı vardır’ diye önyargı ile tanımlamak yerine, ‘hırsızın neden hırsızlık yaptığını bizzat hırsıza sorarak ya da araştırarak öğrenmek’ ve bulunan sonuca göre hırsıza davranmak. Evet, işte antropoloji bu! Bakın o zaman önyargılar ve klişeler de azalır. Çünkü her hırsızı hırsız yapan koşullar aynı olmadığına göre, bütün hırsızlık yapanlar için de tek bir hırsız tanımlaması geçerliliğini yitirecektir. Açlığını bastırmak için fırından ekmek çalan 7 yaşındaki bir çocukla, ihtiyacı olmadığı halde makamına emanet edilen hazineye ait parayı çalan kişi ‘hırsız’ anlamında bir tutulabilir mi? Bence birincisine ‘hırsız’ denilemez. Kendinizi onun yerine koyarsanız, belki siz de aynı şeyi yapardınız. Çünkü canlıların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama noktasındaki tahammül sınırları kısıtlıdır. Dolayısıyla bu ihtiyaçların karşılanmaması durumunda, her insanın aynı zaafı gösterebileceğini anlayışla karşılarsınız. Ama ikincisi öyle mi? Elbette değil. Çünkü ikinci duruma sempati ile bakmamıza sebep olabilecek hiçbir mazeret yok. Tam tersi, açık bir istismar söz konusu. Böyle bir durumda bu kişiyi, gönül rahatlığı ile ‘hırsız’ olarak tanımlayabiliriz. Gördünüz mü antropoloji yaşamımızı nasıl da kolaylaştırıyor! Hırsız diye tanımlananlar vicdanlarda aklanıyorsa sorun kalmıyor. Vicdanlara ve akla sığmayanlar ise ne kadar kendilerini aklamaya çalışırlarsa çalışsınlar, hukuken aklansalar dahi, bilinçlere ve gönüllere kazınan ‘hırsız damgasını’ asla silemiyor. Antropoloji bize ‘insanları ve olayları

More about Article

Open Document